Benim hikâyem de 11 yıl boyunca özel sektörde, perakende sektöründe çalıştıktan sonra farklı bir hayat hayal etmemle başladı. Evlendikten sonra anne olmayı çok istiyordum. Hamileliğimle birlikte iş hayatıma veda ettim ve kendime bir söz verdim: Bir daha başkalarının hayallerini değil, kendi hayalimi büyütecektim. Farklı yollar denedim. Aradığımı bulana kadar vazgeçmedim. Sonunda çocukluğumun mutfağından, aile sofralarımızdan ve annemin ellerinden öğrendiğim o eşsiz lezzetlere döndüm. Yaprak sarma ve mezeler benim için sadece yemek değil; sevginin, emeğin ve paylaşmanın en güzel haliydi. İlk üretimlerimi evimin mutfağında yaptım. Oğlum Egemen henüz 10 aylıktı. Bir yandan sarmalarımı hazırlıyor, bir yandan onu kucağıma alıp siparişlerimi tek tek teslim ediyordum. Yorucu günlerdi ama her kapıyı çaldığımda, müşterilerimin memnuniyeti bana yeniden güç veriyordu. Bir süre sonra eşim Batu da bu yolculuğa ortak oldu. Sosyal medya sayesinde daha fazla insana ulaştık. Küçücük ev mutfağında başlayan hayalimiz, her siparişle biraz daha büyüdü. Ve sonra hayalini kurduğumuz o gün geldi. Sıcacık ev mutfağımızdan, kendi dükkânımıza taşındık. Bugün hâlâ ilk günkü heyecanla üretim yapıyoruz. Her yaprak sarma özenle sarılıyor, her meze günlük ve taze hazırlanıyor. Çünkü biz, sofralarınıza yalnızca yemek göndermiyoruz; kendi ailemize hazırlarmış gibi emek, özen ve sevgimizi de gönderiyoruz.
Bizi tercih eden herkes bu hikâyenin bir parçası oldu. İlk siparişimizden bugüne kadar yanımızda olan tüm müşterilerimize gönülden teşekkür ederiz. İyi ki sofralarınızda bize de yer verdiniz.